banner32

Hayat Teselli Olmaktır

Edebiyatçı-Yazar Fatma Barbarosoğlu Başakşehir Belediyesi Söyleşilerine katıldı. Barbarosoğlu, ‘Hayat Teselli Olmaktır’ kitabından kesitler ışığında samimi bir sohbet gerçekleştirdi.

Hayat Teselli Olmaktır
Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde gerçekleşen söyleşi programında Fatma Barbarosoğlu, “Hayat Teselli Olmaktır, kitabımdaki metinler genelde günlük hayatımda karşılaştığım olaylardan oluşuyor.  Kitabımı, duydum, gördüm, okudum olmak üzere üç bölümden oluşturdum.

Başakşehir Times Haber Merkezi 

Duydum ve gördüm kısmı tamamen benim gündelik hayatta tanık olduğum olaylardan bahsettim. Tarihi yazarken zaferlerin tarihine odaklanmışız. Geçmişte insanlar nasıl yaşıyorlardının cevabına Osmanlı’da rastlayamıyoruz. Çünkü sadece savaşlar, eğitimle ilgili şeyler var. Gündelik hayatla ilgili mesela bir çamaşırcı kadın kaç metre kare evde yaşardı, nasıl yaşardı bunları bilmiyoruz. Biz alt orta tabaka nasıl yaşardı, bilmediğimiz için kafamızda bir zengin kesim kısmı var, nostaljik yorumlar yapabiliyoruz.  Nostalji dediğimiz şey, ağrısı, sızısı dindirilmiş geçmiştir. Nasıl bugün iyilikler kötülükler varsa geçmişte de vardı. Biz 2016’da 1930’ların diliyle konuşursak bu nostalji olur ve hiç bir şey çıkmaz. Nostaljik yorumlardan çıkabilmek içinde bugünü doğru tasvir etmemiz gerekiyor” dedi.

 

‘Biz günümüzü beş vakte bölerek genişletiriz’


Zaman ve mekân idrakinin önemine vurgu yapan Barbarosoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü, “Ya şikâyet ediyoruz ya da her şey çok güzel diyoruz. Mevlana, birbirine uzak olan iki nokta aslında birbirine en yakın olandır, der. Yani çok şikâyet etmek ile çok övmek aslında aynıdır. Küçük meselleler üzerinden orta payda inşa ederseniz büyük meselelerin çözümünde de kocaman bir adım atmış olursunuz. Benim yazar olarak görevim birbirine uzak olan insanları birbirine yaklaştırmaktır.

Hangi devirde yaşıyor olursak olalım bizim yapmamız gereken zaman ve mekân idrakini doğru yapabilmektir. Allah (C.C) zaman idrakini kullarına beş vakit namazla bildirir. Biz günümüzü beş vakte bölerek genişletiriz. Hac’da ise zaman ve mekânı birlikte idrak ederiz. Modern öncesi dönemlerde zaman idraki güneş üzerindendi. Sanayi İnkılâbı ile birlikte zaman mesai saati olarak yaşamaya başladık.  Güneş saatinin ortadan kalkması ile birlikte tefekkür damarımız da kurudu.”


 
Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner34

banner35