banner29

Baba Ocağı'na Davet

Yola çıktığımızda yalnızca bir kişiydik. Genç, idealist, vatanına, insanına hizmet aşkıyla yanıp tutuşan, istese, boyun eğse her türlü makamı elde etmesi mümkünken, zorlu yolu seçen bir lider Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dık. "Bir çiçekle bahar gelmez" diyenlere" Ama her bahar bir çiçekle başlar" diyerek kutlu yolumuzdaki azmimizi ortaya koyduk.

Baba Ocağı'na Davet
 Yola çıktığımızda yalnızca bir kişiydik. Genç, idealist, vatanına, insanına hizmet aşkıyla yanıp tutuşan, istese, boyun eğse her türlü makamı elde etmesi mümkünken, zorlu yolu seçen bir lider Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dık. "Bir çiçekle bahar gelmez" diyenlere" Ama her bahar bir çiçekle başlar" diyerek kutlu yolumuzdaki azmimizi ortaya koyduk.

Biz yola çıktığımızda mazlum, masum Anadolu insanı mahkeme kapısında, bir mübaşirin önünde dizleri titriyordu. Biz yola çıktığımızda ikinci sınıf insan muamelesi gören bu vatanın asıl sahipleri, bir devlet dairesinde çaycının önünde ceketini ilikliyordu. Biz yola çıktığımızda böyle gelmiş böyle gider diyen, iradesi elinden alınmış insanlarımız vardı.

Başak Şehir Times Haber Merkezi

Biz yola çıktığımızda "İyi adamlar İyi atlara binip gittiler, boşuna kendinizi yormayın” deyip bizi adaletsiz sisteme boyun eğmeye davet edenler vardı. Bu bir hak mücadelesi, onur, izzet, haysiyet ve şeref mücadelesi idi. Zor yıllar yaşandı, zorlu süreçlerden geçtik. Partilerimiz kapatıldı, tuzaklar kuruldu yollarımıza ama hiç bir zaman azmimizi ve inancımızı kaybetmedik.

Binalara kilit vurulduğunda bitip tükeneceğimizi sananlar, yüreklerimize setler, engeller kuramadılar. Bir davamız vardı. Yeni Bir Dünya mutlaka kurulmalı, bu adaletsiz düzen mutlaka değişmeliydi. Türkiye Yeniden Büyük bir ülke olmalı, tarihteki şanlı ve şerefli dönemlerle yeniden buluşmalıydı. Çalışkan, fedakâr ve vefakâr insanımız, hak ettiği şartlarda yasayabilmeli ve Yaşanabilir Bir Türkiye muhakkak inşa edilmeliydi.

Yurdun dört bir tarafındaki mazlumlar, devlet denildiğinde, gardiyan değil, garson devlet anlayışını görmeli ve güven içinde geleceği kucaklayabilmeliydi. Edirne'den, Kars'a, Sinop'tan Anamur'a, İstanbul'dan Diyarbakır'a, Van'a, Aydın'a, Manisa'ya, Trabzon'a, Sivas’a, Adana’ya, Ankara'ya, Şanlıurfa'ya, Kahramanmaraş'a, Siirt'e, Hakkâri’ye yani yurdun her bir köşesine adalette, eğitimde, sağlıkta sanayide, güvenlikte en iyi olanı sunabilmekti hedefimiz.

Filistin’de, Keşmir'de, Afganistan'da ve dünyanın bütün zulüm beldelerinde, zulüm altında inleyen insanlığa karşı sözümüz vardı. Onları, son 300 yıldır insanlığa kan kusturan kan emicilerin sofrasında meze olmaktan kurtarmak bize bir borçtu ve onlar bize emanetti. "Yarabbi bizi adaletten ayırma, bize güç ve mücadele azmi ver" diye yaptığımız niyazlarımızda hep insanımıza, insanlığa hizmet ve bu vesile ile Yaradan'ın rızasına ulaşabilmek vardı.

Anadolu iyi tanır bizi. Elleri nasırlı, yılların biriktirdiği acılar yüzlerine kalın çizgiler olarak yansımış mazlumlar bilir bizi. Bu düzen değişmeli dediğimizde," ama nasıl?" diyerek şüpheci yaklaşıp, bizdeki azmi ve inancı gördükten sonra bize omuz veren garipler anlar ne demek istediğimizi.

Kıbrıs'a sorsanız söyler, Filistin'e sorsanız Çağlayan meydanında yankılanır yüreklerin bir ve beraber vuruşları, Keşmir, Patani, Arakan, Irak, Afganistan, Moro şahidiz diye haykırır bizi. Bağdat'ın Basra'nın telli turnaları, Saraybosna'nın, Srebrenitsa'nın Mavi Kelebekleri, Çeçenistan'ın, Kafkas dağlarının kartalları, Pakistan’ın Keşmir'in İkbal'leri hülâsa nerede bir dertli varsa bilir bizi.

Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Alevisi, Sünnisi yani milletimizin bütün renkleri anlar ne demek istediğimizi. "Savunan Adam"ın onlar için verdiği mücadeleyi, alnındaki boncuk boncuk ter damlalarının anlamını bilir hepsi.

Milyonların omuzladığı tabut, tek çıkılan bu kutlu yolun ulaştığı aşamanın zirvesi ve başlangıcıdır aslında. Tek kişi idik bugün milyonlar olduk. Davamıza olan inancımız ilk günkü heyecanından zerre kadar bir şey kaybetmedi.

İlay-ı kelimetullah için verdiğimiz mücadeleye bugün daha fazla ihtiyaç olduğu aşikârdır. Biz hala Fetih marşını dinlerken kendimizden geçiyor, Fetih ruhunu bütün benliğimizde hissediyoruz. Şimdi artık yeniden Bismillah deme
zamanıdır.  Şimdi artık üzerimizde oynanan oyunlara "Hayır" deme ve yeniden yola revan olma zamanıdır.

Şimdi artık başkalaşmadan değişimi inşa edebilmenin, "Toparlanın gitmiyoruz" diyebilmenin ve şimdi artık dünyanın egemenlerine boyun eğmeden, kendi Reel Politik'ini inşa edebilmenin zamanıdır.

Elbette bu sürecin faillerini biliyoruz. Elbette oyuna gelip, bunca yıllık emeği, ilmek ilmek dokunan mücadeleyi boşa düşürme gayreti içerisinde olanları biliyoruz. Biz aslında daha çok şeylerin farkındayız ama bu zaman dilimin söz değil, yeniden ayağa kalkma dönemi olduğuna inanıyoruz. Biz buradayız, yaşanmış olmuş bitmiştir.

İlk günkü heyecanımızla, kusur aramadan, sadece ve sadece kardeşlik hukuku gereği hatırlatma görevimizi yapmak adına, bir selam alıp vermişliğimiz olan bütün kardeşlerimizi Nizam'a, Selamet’e, Refah’a, Fazilet'e, Milli Görüş'e yani Saadet Partisi'ne davet ediyoruz.

Ülkemizin İçinde bulunduğu siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel çıkmazlar, buhranlar ortada iken, yuvadan kopan her bir kardeşimiz zalim emperyalist avcıların zehirli oklarına muhatap iken, bu devrin kusur arama devri olmadığına ve safları yeniden şıklaştırma zamanı olduğuna inanıyoruz. Bu çatı bütün kardeşlerimizi alır. Sizleri tekrar yuvanıza davet ediyoruz.

Sizleri tekrar özünüze dönmeye çağırıyoruz. Kendilerini dünyanın seçilmişleri olarak görüp zulümleri ayyuka çıkmış zalimleri hayal kırıklığına uğratmanın yolunun bir ve beraber olmaktan geçtiğine inanıyoruz.

Kurdukları tezgâhları, yazdıkları senaryoları, başlarına geçirmek elimizde.

Haydi, biz buradayız.
Sizleri bekliyoruz. 

İstanbul Times Haber Merkezi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner34

banner35